Yazar: Dr. Öğretim Üyesi | Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü | DOI: 10.36484/liberal.1813007
Liberal Düşünce Dergisi, Yıl: 31, Sayı 121, 2026, ss. 27-44.
Öz
Meritokrasi ve pozitif ayrımcılık, bir yandan modern toplumları şekillendiren iki önemli politik ve toplumsal adalet ilkesi olurken, diğer yandan bu iki ilkenin teoride ve uygulamada birbirini dışlayıp dışlamadığı ya da bu ikisinin birlikte varolup olamayacağı sorusu, güncelliğini hiç yitirmeyen adalet tartışmalarının bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Her iki ilke de insanın doğduğu koşulları temel alırken, meritokrasi insanlara çalışarak bu koşulları değiştirme ve toplumda daha iyi konumlara yükselme şansı verdiğini iddia etmekte, pozitif ayrımcılık ise insanın doğduğu koşulları sadece çalışarak değiştiremeyeceği, bu koşulların kişinin sınırlarını belirlediği bu sebeple devletin insanları, kendilerini gerçekleştirmelerini sağlayacak şekilde desteklenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu makalede, meritokrasi ve pozitif ayrımcılık ilkeleri, üniversitelerin öğrenci kabul süreçlerini etkileyen ve değiştiren Amerikan Yüksek Mahkemesi kararları üzerinden tartışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Meritokrasi, Pozitif Ayrımcılık, Olumlayıcı Eylem, Üniversite Kabul Kriterleri.
Debates on Meritocracy and Positive Discrimination in Universities
Abstract
While meritocracy and affirmative action are two key political and social justice principles that have profoundly shaped modern societies, the question of whether these principles are mutually exclusive in theory and practice, or whether they can coexist, represents an extension of the enduring debates surrounding justice. Although both concepts are grounded in the circumstances of one’s birth, meritocracy asserts that individual effort and achievement provide the means to alter those circumstances and attain higher positions within society. Affirmative action, by contrast, contends that effort alone cannot overcome the structural disadvantages associated with one’s origins; such circumstances impose inherent limitations, and therefore the state must intervene to enable individuals to realize their full potential. This article examines the principles of meritocracy and affirmative action through landmark decisions of the United States Supreme Court that have shaped and transformed university admissions policies.
Keywords: Meritocracy, Positive Discrimination, Affirmative Action, University Admission Criteria.



