Irkçılığın Avrupa’daki Gelişimi ve Uluslararası Hukuka Etkisi: James Lorimer Örneği – Murat Saraçlı

14 Ekim 2021

Yazar: Dr. Ögr. Üyesi | Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü
murat.saracli@hbv.edu.tr
Liberal Düşünce Dergisi, Yıl: 26, Sayı:103, Yaz 2021, ss.101-118.

Öz
Avrupa tarihinde sömürgecilik anlayışının gelişiminde önemli bir yeri olan ırkçı düşünce yapısı, medenileşme seviyesinin altında kabul edilen sömürge halklarına yönelik uygulanan ayrımcı ve dışlayıcı davranış ile tutumların arkasındaki temel motivasyon kaynağını oluşturmuştur. Hristiyanlık ve antik Yunan medeniyeti çerçevesinde şekillendiği kabul edilen Avrupa kültürünün, diğer kültürlerden ve medeniyetlerden üstünlüğünü kendine referans almış olan ırkçılık yaklaşımı Kıta’da özellikle 18. Yüzyıl’ın sonlarından itibaren etkisini hissettirmeye başlamıştır. Başta fen bilimleri alanında olmak üzere pek çok bilimsel çalışmayı da etkilemiş olan söz konusu ırkçı düşünceler, İskoçyalı bir hukukçu olan James Lorimer’in çalışmalarında temel çıkış noktasını oluşturmuştur. Uluslararası hukukun temelde gelişmeci/ilerlemeci uluslar olarak adlandırdığı Avrupalı devletlerin hukuku olduğunu savunmuş olan Lorimer, Avrupa kıtasının dışındaki devletleri ve ulusları ise genel olarak barbar ve yabani/vahşi olarak nitelemiştir. Özelde kadın erkek eşitliğine genelde ise insanlar arasındaki eşitlik düşüncesine karşı olan Lorimer, uluslararası hukukun eril nitelikteki devletlerin bir ürünü olduğunu ve bu çerçevede insanlığın genel gelişiminin de eril bir nitelik arz ettiğini savunmuştur. Lorimer’in 19. Yüzyıl’da ortaya koyduğu söz konusu düşünceler, Avrupa’da günümüzde özellikle göçmenleri ve azınlıkları hedef alan kültürel ırkçılık yaklaşımı çerçevesinde yeniden gündeme gelmekte ve  tartışılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Irkçılık, Kültürel Irkçılık, Avrupa Merkezcilik, Uluslararası Hukuk, James Lorimer.

Development of Racism in Europe and Its Effect on International Law: The Case of James Lorimer

Abstract
The racist thought, which has an important place in the development of colonial mentality in European history, has established the basic motivation source behind discriminatory and exclusionary behavior and attitudes against colonial people considered below the level of civilization. This racist approach, referencing the superiority of European culture, which is considered to be shaped within the framework of Christianity and ancient Greek civilization, from other cultures and civilizations, started to become effective in the continent especially with the end of 18th century. These racist thoughts, which influenced a large number of scientific studies especially in life sciences, were the basis of the studies of James Lorimer, a Scottish lawyer.
Urging that international law was indeed the law of European states, which he called progressive nations, Lorimer labelled other non-European states and nations as barbaric and savage. Lorimer, who was against the idea of equality between men and
women in particular and equality between people in general, argued that international law was a product of states of a masculine nature, thus, the general development of humanity had a masculine characteristic. These thoughts, as suggested by Lorimer in the 19th century, are now raised and discussed on the basis of cultural racism approach targeting especially immigrants and minorities in Europe.

Keywords: Racism, Cultural Racism, Eurocentrism, International Law, James Lorimer.