Liberal Düşünce Sayı 102 – Editörden

29 Haziran 2021

Editörden

Gündelik hayatın içinde yer alan sıradan gibi duran söz ve eylemlerin önemi, geleceğe yönelik fikir üretimine kaynaklık etmelerine bağlı olarak oluşur. Bu bağlamda küresel düzeyde olduğu kadar ulusal ölçekte yer alan sorunlar, beraberinde yeni çözümleri devreye koymaktadır. Dünya genelinde yaşanan ve halen varlığını sürdüren pandemi tehdidine değinmeden yazmak oldukça güçtür. Zira mezkur tehdit hayatımızı, planlarımızı etkilediği gibi, insan ilişkilerinde mesafe artırıcı faktör olarak da işlevsel olmaya devam etmektedir. Mevcut hususun derinliği çeşitli sorunları diri tutmakta ve derinleştirmektedir. Siyasal, iktisadi ve sosyal sorunların yanı sıra aile ilişkileri, kişisel tutum ve davranışlar bu süreç içinde yeniden şekillenmektedir.

Krizlerin fırsatları ve yeni perspektifleri şekillendirdiği de ayrı bir unsur olarak değerlendirilebilir. Nitekim eğitimden sağlığa, üretimden tüketime ve iletişimden teknoloji kullanımına kadar faaliyetlerimize yeni biçim veren pandemi süreci, öğretici olduğu kadar, yaralayıcı ve yanıltıcı da olabilmektedir. Bazı konularda oluşan davranış değişiklikleri yeni imkanlar dahilinde düşünülebilir. “Uzaktan” ifadesinin bağlamında ortaya çıkan değişim süreci kaçınılmaz olarak “yakından” olma sonucuna evirilecektir. Ancak yine de belli faaliyetlerin teknolojinin sunduğu imkanlar da kullanılarak daha hızlı, daha etkili ve daha verimli olarak sürdürülebileceği de ortaya çıkmıştır. Bu bir kazanımdır ancak bu noktadan geleceğe yönelik kati kestirimlerde bulunmak zordur.

Eğitim hayatımızın yeniden şekillendiği açıktır. Özellikle Türkiye ve Türkiye gibi genç ve dinamik demografik özellikler gösteren ülkelerde, fırsat eşitliği sunan karar ve uygulamaların eğitim sürecinde olduğu kadar, iş hayatında da kullanılması olumlu olarak alınabilir. Dünya genelinde önemli kurumların sistemlerini açık erişime açmaları, söyleşi, kongre, konferans gibi entelektüel faaliyetlerin daha ulaşılır olması, yine bu çerçevede avantaj oluşturmaktadır. Tüm bu imkanların doğru değerlendirilmesi bireysel çabaya bağlı olarak şekillenmektedir. Sağlıklı beslenmek bu çerçevede gıda sorunu olmaktan öte, okumayı, yazmayı ve düşünmeyi gerektirmektedir.

Hareketliliğin fiziksel olarak kısıtlandığı bu zamanlar, düşünsel faaliyetin hızlandırılmasına kapı aralamış olabilir.
Anılan bu hususların yanında halen çatışmalı bir dünyada yaşamaya devam etmekteyiz. Fikirlerin çatışması, sözlerin karşıtlık içinde terennüm etmesi şüphesiz çatışmanın yaratıcı tarafını oluşturur. Ancak etnik, dini, ideolojik farklılıkların şiddet zemini olarak kullanılması ve fiziksel şiddettin farklı savaş formlarında sürmesi ciddi ve üstesinden gelinmesi gereken bir sorundur. Zira bu tür çatışma dinamikleri hayatın, zenginliğin ve üretimin yitimine neden olur ve olmaktadır. Türkiye’nin de içinde yer aldığı yakın coğrafyada bu çatışmalı ve yıpratıcı ilişkiler devam etmektedir ve görünen odur ki kısa zaman içinde sonlanma ihtimali bulunmamaktadır. Fakirliğin, işsizliğin ve sefaletin tetiklediği uluslararası bir sorun olan gergin ilişkiler içinde yer aldığımız coğrafyanın değerini paradoksal olarak hatırlatmaktadır. Mümbit topraklarda gelişen olumsuz hadiselerin, tüm sonuçlarıyla ortadan kalkması yine buralarda meskun olan birey, toplum ve kültürlerin inisiyatif almasıyla mümkündür.
Anılan bu atmosferin gerektirdiği en önemli işlerinden biri ve belki de en önemlisi, düşünsel faaliyete bulunmak ve bu faaliyetin gerektirdiği okuma, konuşma ve araştırma inisiyatifini sürdürmektir. Bu amaçla gerçekleştirdiğimiz çeşitli faaliyetlerin en önemlilerinden olan ve alnında derin etkiler oluşturma kabiliyeti haiz Liberal Düşünce Dergisi 102. Sayısıyla yayındadır.

Dergimizde yer alan siyasal, sosyal ve iktisadi sorunları ele alan özgün çalışmaları okumanız ve faydalanmanız dileğimle!

Alim Yılmaz
Editör