Liberal Düşünce Sayı 106 – Editörden

26 Temmuz 2022

Siyasal kibrin yarattığı uluslarası özensiz düzen insan iradesini neredeyse geçersiz kılan pandemi süreciyle birleşince, karmaşık sosyal ve iktisadi sorunlar kaçınılmaz olmuştur. Yerelden evrensele, ulusaldan küresele değin yaşanmakta olan derin siyasal krizler Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle doruk noktasına ulaşmıştır. Şüphesiz dünyanın bu bölgesinde yaşanan çatışmalı ve kanlı müdahalenin ABD, AB ve Çin gibi diğer küresel aktörlerle de negatif irtibatı bulunmaktadır.
Zira dünyanın bu yakasında yaşanan müdahale asıl olarak “yeni dünya düzeni” iddiasına karşı bir meydan okumadır. Bu bağlamda anılan bu hadiselerin, daha ziyade İslam dünyasını ve Afrika, Orta Doğu ve yakın çevresini mağdur eden süreçlerin farklı yansımaları olarak okunması da mümkündür.

Rusya sadece Avrupa ya da Amerika’nın çıkar ağına müdahale etmiş olmamaktadır. Bu işgal aynı zamanda genel olarak Batı’nın Doğu’ya yönelik gayri adil tutumunun günyüzüne çıkıp tartışılmasına yol açmaktadır. Buna rağmen egemen bir ülkeye yapılan fiili saldırı ahlaki ve politik temelden yoksun olup, kınanmayı hak etmektedir.

Rusya tarafından yürütülen savaş haksız, gayrı ahlaki ve reel siyasal gerçekler bakımından da tutarsızlığa işaret etmektedir. Derin Rus kültürünün cazibesini artıracak ve global ölçekte talep görecek merkeze dönüştürmek yerine, çevresinde var olan milli devletleri tahrip etme girişimi sağlıklı bir siyasal tutum olmadığı gibi, uzun vadede Rus halkına hizmet edecek sonuçlar doğurması oldukça şüphelidir. Türkiye açısından bu tür negatif müdahalelerin fayda sağlaması tartışmalıdır. Savaşın tetiklediği iktisadi, siyasal ve psikolojik sorunlar, pandemi sürecinin henüz atlatılamayan olumsuz etkileriyle birleşince sorunları çözmek daha da zorlaşmaktadır.

Ulusal egemenliklere saygı duymak, serbest ticaret ve gönüllü ilişkiler gibi liberal değerlerin yaratacağı global özgürlük iklimi fakirlik, açlık ve çatışmacı ilişkilerin ortadan kaldırılmasına destek olacak salt normatif değerlerin ötesinde anlamlar içermektedir. Siyasal realizmin de dayanağını oluşturma potansiyeline sahip bu tür değerlerin uluslararası sorunların çözümü için de oldukça işlevsel olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

İnsanı değerli gören ve bu çerçevede savaş yerine barışı tesis etmek isteyen her çaba mevcut yakıcı sorunların üstesinden gelmek için elzemdir. Bu nedenle Türkiye’nin son dönemde global barışı tesis etmek için kendi ölçeğinde ortaya koyduğu çaba kendi çıkarlarına hizmet ettiği kadar uluslararası barışın tesisi için de umut barındırmaktadır.
Bu vesile ile Liberal Düşünce dergisinin yayınlanan yeni sayısı dünya ölçeğinde yaşanan sorunları anlamaya önemli katkılar sunmaktadır.

Alim Yılmaz
Editör